Dokunaklı Sözler

dokunaklı sözler

Dokunaklı sözler yazımızda duygusal olduğunuz zaman okuyacağınız dokunaklı sözler, dosta dokunaklı sözler ve dokunaklı mesajlar burada.

Dokunaklı Sözler

Sustuğun o cümlelerden, konuştuğun kadar pişman olmayacağına emin olabilirsin.

Belki sonu nasıl bitecektir diye korkmaktan sevmeyi de unutmuşuzdur.

Sen benim gökyüzüne göndermişi olduğum duanın yeryüzünde cevap bulmuş halisin.

Anlatırken tut ellerimi uykuya dalmış olsan da asla beni bırakıp gitme asla.

Rüzgar gene kokunu getirdi bana. Anlayacağın gene canım burnumda hep.

O senin neyin oluyor dediler. Güldüm sadece güldüm. Uzaktan dedim uzaktan sevdiğim olur.

Özledim diye bahsediyorsun mektubunda. Yalnızca kuru özledim mi yazdın yanık yüreğinle.

Bir göz bir göze neler anlatabilir bilemem ama bir söz bir gözü senelerce ağlatabilir.

Eğer benim içimde olan seni görseydin sen bile daha fazla severdin beni.

Hasretinle yanıp kül oluyorum ama sen hala gelmiyorsun.

Kaç yıl geçti ben halen geleceğin zamanı bekliyorum.

Hayat nefes kadar diyorlar ama sen gittin benim hayatım, nefesim son buldu.

Vazgeçtim o gözlerinden bana bakarken ışıldayan gözlerinden bıraktım artık onu kalbindeki kalabalığa.

Bir kalp iki kişiyi birden sevebilir mi söylesene sevgilim? Ne kadar şerefsiz olabileceğini?

Ağlama annem, bu saatten sonra benim için asla ağlama. Çünkü ben kendim ettim kendim buldum.

Her şey düzelecek belki ama benim hevesim kalacak mı onu bilmiyorum.

Üzgün veya duygusal olduğunuz zaman okuyacağınız Üzüntülü Sözler yazımıza göz atabilirsiniz.

İnsanlar menfaatlerini giderene kadar yanımda sonrası tam bir hayal kırıklığı.

Seni bağrıma basmayı değil bağrımı ve başımı ayağının altına basmayı istedim. Gözüm topral olabilecek fakat gönlüm daima aşk ile kalacak.

Uğruna ödemiş olduğun o bedeller, mutluluğuna gölgeyi düşüyor ise hak etmiş olduğun mutluluk sana pahalıya gelmiştir.

Hani bana vermiş olduğun o sözler, ellerin nerede ki?

İsyanıma ölüm bile susuyor sen hala gelmez oldun.

Bilsem ki bir daha dönmeyecektin nasıl yapardım o hatayı?

İlk değilsen sonum ol.

Dün gece seni gördüm tabii rüyamda ben seni bu saatten sonra sadece rüyamda görürüm anca.

Kalbimin kapısını artık sonuna kadar açtım. Artık seni düşünüp üzülmeye son verdiğimi anla istiyorum.

Son arzum seninle aynı yastığa baş koyup, son nefesimi seninle vermek.

Rastlarsan gözyaşlarıma bir yerde sakın ama sakın üzülmüş gibi yapma. Buna neden olan sensin sadece sen sen!

Ağlayınca geçer dediler ben öldürdüm de geçtim.

Ölümsüz olan aşk var mı hiç? Bir kayıp olmalı sevdada ben acıyı çekiyorsam sende içimde ölmelisin mesela.

İnsanlar göstermiş olduğunuz nedenlere içtenliğinizle beraber, ağırlığına bakar ve siz öldüğünüzde anca buna inanırlar.

Ölüm bile üstünden zaman geçtiğinde eskimektedir. Geçmeyecek olarak yanıp tutuştuğumuzdaysa acılar eskir, her şey eskir.

Büyük sevmişsen eğer kalbin acısı da asla küçük olmaz.

Kalbimi sağır ettin ve öylece bırakıp gittin.

Bizler öyle böyle aşk acısı çeken bir toplum değiliz. Belki de dünyada en çok aşk acısı çeken toplum biziz. Çünkü duygusalız.

Bazıları gitmenin nasıl olabileceğini bile becerememekte. Ya anısı kalmakta ya da acısı.

Herkes birbirlerine sığınıyor bu zamanda. Aşk acıya acı ise gözyaşına bende sana.

Üzülmeye alıştım, acı çekmeye de bir renk olsaydım eğer kesin siyah olarak dünyaya gelirdim.

Aşkın herhangi sıfata ve tamlamasına ihtiyacı da yok. Başlı başına bir dünya olmaktadır aşk. Ya tam ortasında olursun ya da dışında.

Ve tüm göndermeleri yapıyorum yokluğun içiin. İnim inim inleyen satırlarımdaysa acıların koymuş olduğu yerdeyim.

Beynimin içinde cevabı ölüm olan bir soru dönüp dolaşıyor; aşk yalansa kalbimdeki acı niye?

Beni bana emanet edip bıraktığın gibiyim. Ne gözlerime göz değip durdu, ne kalbime ateş. Seni acılarımın ta içinde saklamaktayım.

Sen aslında hiç gitmedin benden dimi? Aynı eskisi gibiyiz ve hala çocuklar gibi mutluyuz.

Hiç kimsenin iyi gelmemiş olduğu yerden sarıyorsun sen yaramı ve hiç kimsenin kanatamadığı yerden kanatıyorsun sonrasında.

Aşk aynı soba gibidir. Bir kere yandığın zaman izi kalıyor. Sonrasındaysa yanına yaklaştığında da bir daha asla dokunamıyorsun.

Sana çok muhtacım, kadınım demene, küçüğüm demene o kadar muhtacım ki senin yokluğun içimi böyle yakacak bilseydim bunları yapamazdım ki.

Aşk kaçmaktan daha çok kovalamaktır ve ben seni kovalamayı yemin ettim.

Biliyor musun senden sonra uyumak çok zor bir hal aldı. Artık kendi kendime yetemiyormuşum onu anladım. Sen olmadıkça hayatımın anlamının olmadığını anladım, dön sevgilim ne olur dön.

Acılar seninleyken var sanıyordum ve seni bıraktığımda geçecek sanmıştım. Ama şimdi bakıyorum da geçen hiçbir şey yok. Acılarla baş başa kalmışım sadece.

Dokunma günahı olan ellerin ile bana. Ben aşkı helal hali ile sevdim. Harama seninle karışamam.

Sana kim dokundu ise ona git diyeceğim ama dünya turu atacaksın diye korkmaktayım.

Aşk kalpten vurur dost ise sırttan. Kalbin iyileşecektir ama sırtın dama kambur kalacak.

Sen kasırgalara dayanmış insansın bir rüzgarla mı yıkılıp duracaksın. Başka çaren yok ki öylece yalnız bir şekilde kalacaksın.

Dokunaklı Mesajlar

Şu iflas eden kalbimi harekete geçirmeye ne dersin?

Kırılgan biriyim ben, yüreğimde cam kırıkları var. Tüm duygulardan öncesinde öğrenmiş oldum ayrılığın ne demek olduğunu. O yüzden bana hiçbir şeyden bahsetme.

Bıçağı en sevdiğin vurur derine, gerisi de sıyırabilir o kadar.

Doğmayacak olan kızımızın ismi hüzün olsun mu?

Her iyi niyetin ardından kötülük gelmek zorunda mı?

Ancak bildiğim tek gerçek var sahte olan duygu ve davranış uzaklaştırır kişiyi.

Düşmana ihtiyaç duymuyorum ki sırtımdan vuracaklar en yakınım olanlardır.

Yaşamak dedikleri bu olmalı ne yaparsan yap önünde kader beklemektedir. Arkadaysa keder. İkisinin toplamındaysa bir hayat olur.

Her insan bir defa sırtından vurulur. Çünkü etrafındakiler vicdansızdır.

O ayaklarının altında kestiğin şeyin benim kalbim olduğunu unutma. Ardında bırakıp giderken bir enkazı da ardında bıraktığın da unutma.

Sen, bana yakışan en güzel şeydin. Tüm hayallerimin başkentinde yer alırdın. Şimdi ise sadece dualarında yer alan birisin.

Bugünden sonra, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Özellikle ben, bir daha asla eskiden sevdiğim gibi davranmayacağım sana. Hak etmediğin hiçbir iyiliği de yapmayacağım. Çünkü sen sevmenin, sevilmenin en nankör halisin.

Ben sevmediğim insanları bile asla kıramam. Keşke sana öyle sözler söyleyeceğime en yakın arabanın altına atsaydım kendimi. Emin ol, o gün bile canım daha az acıtırdı.

Susuz ve soğuk dudaklarından döküldü heceler “Sevmiyorum” dedi. O gün hava çok güzeldi. Bahar mevsimiydi. Ölmenin tam zamanıydı. Yaşamak için ise çok geçti.

Nedense tüm insanlar kırıcı olmayı marifet sanıyor. Bir zamanlar çok sevilen kişiler, eski bir arkadaş olarak anıyor.

İnsanlık öldü dedikleri, ihanetinle birlikte bir kez daha gösterdi kendini.

Her gece seni üzmemek için çaba sarf ederken en çok seni üzüyorum. Aptal kafam. Sana layık olma çabası beni daha da kötü bir insan haline getiriyor.

Kalbim darmadağın. Hareketlerim alt üst. Sensizlik bu dünyadaki en kötü, en kalpsiz şey Sen bu hissi bilemezsin. Sen hiç bensiz kalmadın ki! Her geçen gün, sensizliğin acısı ile uyanmak, akşamları ağlayarak uyumak, yemeden içmeden kesilmek nedir bilmezsin.

Sen sadece gitmeyi bilirsin. Gitmeyi ve üzmeyi becerirsin. Git şimdi bir kez daha. Kalbimde açtığın yaraları tamir edecek bir doktor bulurum bir gün elbet.

Hayatı boyunca yaptığım en büyük israf seni sevmekti. Günlerimi çok daha güzel şeylerle geçirebilirdim. Bahar coşkusunu, kış hüznünü içime çekebilirdim. Tuttum sen gibi birini sevdim. Saçma hayaller kurarak en çok kendimi üzdüm. Bir daha eski günlere gitsem, değil seni sevmek, senin geçtiğin yollara adımımı bile atmam.

Hayatta en az olan şey seninle geçen günlerimizdi. Her anımızda gitme korkunu içimde hissettim. Her mutlu günümüzde gitme korkun yeniden hatırlattı kendini. Sen benim ışığımdın, şimdi ise karanlık kuyularda yalnız bıraktın.

Hayatın zor taraflarını keşfettirdin. Artık vazgeçmek istiyorum. Senden ve seni hatırlatan şeylerden. Fakat anılarımız durmadan hatırlatıyor kendini. Marifetmişçesine…

Bir yanda gitmem gerekirken, bir yanda kalmak için çaba sarf ettim. Kimse bana “gitme kal” dememişti. Ama ben yine de beklemiştim. Bu şehirden giderken bile ayaklarım geri geri. Seni hiçbir zaman unutmayacağım imkânsız sevdam.

Senin için sevdiğini göstermek; şiirler yazmak, pahalı arabalara binmek ya da alışveriş yapmak mı? Ben sana şiir yazsam, yoluna sevgi sözcükleri dizsem yetmez mi? Yetmez tabi. Nerde görülmüş zengin kız, fakir olan ilişkisi. Ancak televizyonlarda rastlanır. Benim hayallerim tüplü televizyon kadar mazide kaldı. O kadar imkânsız, o kadar demode.

Sen bana güzel saçlarından bir tel ver. Ben hayatım boyunca o tele sarılıp aç susuz yaşarım.

İnsan bu; düşer, kalkamaz, çalışır, karşılığını alamaz. Hayat böyle!  Önemli olan gurur, önemli olan çalışmak. Beni hiçbir zaman hak etmedin. Sen bambaşka bir insansın. Tüm gündemin para olmuş. Keşke paraya değil de haysiyete düşkün bir insan olsaydın.

Herkes kendine yakışanı yapar. Aldatmayı kendine yakıştırdıysan, karaktersizliğine selam olsun.

En azından elinden geleni yapsaydın beni sevmek için. Gerekirse yalan söyleseydin. Bu bile bir çaba göstergesidir. Sen çabalamak istemedin ki. Sen sevmek istemedin. Tek kişilik dünyana bir beni çok gördün. Gönlümdeki pembe panjurlu evde  beni yalnızlığıma terk edip gittin. Aslında hiç de gelmemiştin.

Gecenin en soğuk zamanıydı. Balkona çıktım. Yıldızlara bakarak dilek tuttum. “Tanrım” dedim. Sadece bir gün sevileyim dedim. O an ne yıldız kaydı, ne bir işaret göründü. O anda ile anladım hiçbir zaman sevilmeyeceğimi.

Hayal kurmak bedavayken kurun. Hayalinizde olsun yepyeni bir hayat inşa edin. her şey sizin elinizde bunu hiçbir zaman kaybetmeyin. En azından hayallerinize kötü insanları koymayın. Mutluluk uzak değil. Göz kapaklarınızı kapattığınız an kadar yakın.

Sen mutlu olmak istemiyorsun. Sen garip bir melankoli içinde kalmak istiyorsun. Hem hayatına hiç kimseyi almayıp, hem de mutlu olmak istiyorsun.

Neden yalnızsın biliyor musun? Çünkü sen hayallerine saçma sapan birini koymuşsun. Koyduğun insana benzemeyen herkesten uzaklaşıyorsun. Seçicisin. Ancak her mutsuzluğun seçimlerin yüzünden değil miydi?

Mutluluk bir annenin dudaklarından dökülen sözcükler kadar yakındır. Başkalarından bir şeyler bekleyerek kandırmayın kendinizi.

Gökyüzü mavi, insanlar mutlu, şekerler tatlıydı. Bir benim için karanlıktı sabahlar. Bir benim ağzımın tadı yoktu. Mutluluğu hak etmemiş miydim? Etmiştim elbet. Ama kimse yoluma yoldaş olmak istemedi. Yalnızlıklar ülkesinde yapayalnız bırakıldım.

Herkes yalancı. Önce sözler verir tutmaz, sonra da başka sözler verir. Yerine getirmeyeceğini bile bile. Benim gibi insanlar ise bu sözlere inanır. Saflık, mutsuzluğun en kestirme yoludur.

Dokunaklı sözler yazımızın sonuna geldik.

2 Yorum Var! Yorum Yap

Bir cevap yazın